Giriş
İş sözleşmesi feshedilen bir çalışanın, ihbar süresi boyunca hem mevcut işine devam etmesi hem de yeni bir iş araması beklenir. Bu ikili yükümlülüğün adil bir şekilde dengelenebilmesi için kanun koyucu, işçiye ihbar süresi boyunca ücretli bir "iş arama izni" hakkı tanımıştır. Bu yazıda iş arama izninin ne olduğunu, hangi hallerde uygulandığını, nasıl hesaplandığını ve ücretlendirildiğini alt başlıklar halinde inceliyoruz.
İş Arama İzni Nedir?
İş arama izni, belirsiz süreli iş sözleşmesi feshedilen bir işçiye, ihbar süresi içinde yeni bir iş bulabilmesi amacıyla işveren tarafından tanınması gereken ücretli izin süresidir. Bu izin, işçinin ihbar süresi boyunca fiilen çalışmaya devam ederken, aynı zamanda kesintisiz olarak yeni bir istihdam arayışına girebilmesini güvence altına alır.
Yasal Dayanak: İş Kanunu'nun 27. Maddesi
İş arama izni, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 27. maddesinde düzenlenmiştir. Kanuna göre, bildirim süreleri (ihbar süreleri) içinde işveren, işçiye yeni bir iş bulması için gerekli olan iş arama iznini iş saatleri içinde ve ücret kesintisi yapmadan vermekle yükümlüdür.
İş Arama İzninin Süresi
Kanun, iş arama izninin süresini günde en az 2 saat olarak belirlemiştir. Bu süre, işçinin ihbar süresi boyunca her iş günü için ayrı ayrı işletilir. Toplam iş arama izni süresi şu formülle hesaplanır:
Toplam İş Arama İzni = İhbar Süresi (iş günü olarak) × 2 saat
Örneğin 8 haftalık (56 takvim günü, yaklaşık 40 iş günü) ihbar süresine hak kazanan bir işçi için toplam iş arama izni yaklaşık 80 saate ulaşabilir.
İş Arama İzni Hangi Fesihlerde Uygulanır?
İş arama izni, yalnızca belirsiz süreli iş sözleşmelerinin, ihbar süresine tabi olarak feshedildiği durumlarda söz konusu olur. Buna göre:
- İşveren tarafından yapılan fesih: İhbar süresi tanınarak yapılan fesihlerde işçiye iş arama izni verilmesi zorunludur.
- İşçi tarafından yapılan istifa: İşçinin kendi isteğiyle istifa ettiği durumlarda da ihbar süresine uyulması gerektiğinden, bu süre boyunca iş arama izni hakkı doğar.
- Haklı nedenle fesih: İş Kanunu'nun 24. veya 25. maddelerine dayanan haklı nedenli fesihlerde ihbar süresi aranmadığından, iş arama izni de söz konusu olmaz.
- İhbar süresi peşin ödenerek yapılan fesih: İşveren, ihbar süresi kadar ücreti peşin ödeyerek işçiyi hemen işten çıkarırsa, işçi fiilen çalışmadığı için iş arama izni kullanma ihtiyacı da ortadan kalkar.
İş Arama İzni Nasıl Kullandırılır?
İznin Kullanılacağı Saatler
Kanun, iş arama izninin hangi gün ve saatlerde kullanılacağını belirleme yetkisini işçiye tanımıştır. Yani işveren, işçiye "iznini şu saatte kullan" diyerek tek taraflı bir dayatmada bulunamaz; işçi kendi iş arama planına göre bu saatleri belirler.
İznin Biriktirilerek Kullanılması
İşçi dilerse, günlük 2 saatlik iş arama iznini her gün ayrı ayrı kullanmak yerine biriktirerek toplu halde de kullanabilir. Örneğin 8 haftalık ihbar süresinde biriken 80 saatlik iş arama izni, ihbar süresinin son günlerinde tam gün izin olarak topluca kullanılabilir. İşçi bu talebi dile getirdiğinde işveren bu talebi reddedemez.
Zorunlu Kullanım mı, İhtiyari mi?
Kanun, işçiye günlük 2 saatlik iznin mutlaka kullanılması yönünde bir zorunluluk getirmez. İş arama izni işçinin lehine tanınmış bir haktır; işçi dilerse bu süreyi kullanmayabilir. Ancak işveren, işçi talep ettiği sürece bu izni sağlamakla yükümlüdür.
İş Arama İzni Süresince Ücret
İş arama izni süresince işçinin ücretinde herhangi bir kesinti yapılamaz. Bu süre, fiilen çalışılmış gibi ücretlendirilir. Yani işçi, iş arama izni kullandığı saatler için de tam ücretini almaya devam eder; işveren bu süreye karşılık gelen ücreti eksik ödeyemez veya bu saatleri işçinin ücretsiz izin günlerinden düşemez.
İş Arama İzninin Kullandırılmaması Durumunda Ne Olur?
İşverenin iş arama iznini hiç vermemesi veya eksik kullandırması durumunda, İş Kanunu'nun 27. maddesinin son fıkrası uyarınca önemli bir yaptırım öngörülmüştür:
- Ücret kaybı: İş arama izni verilmeden çalıştırılan işçiye, bu izin süresine ait ücreti işveren tarafından ödenmesi gerekir.
- Ek yaptırım: İzin kullandırılmadan çalıştırılan işçiye, çalıştırılan bu süreye ait ücreti yüzde yüz zamlı olarak ödenmesi gerekir. Bu düzenleme, işverenin iş arama izni hakkını göz ardı etmesinin önüne geçmeyi amaçlayan caydırıcı bir hükümdür.
İş Arama İzni ile İhbar Süresi Arasındaki İlişki
İş arama izni, yalnızca ihbar süresi devam ederken uygulanan bir haktır. İhbar süresi sona erdiğinde veya iş sözleşmesi ihbar süresi beklenmeden feshedildiğinde (örneğin ihbar tazminatı ödenerek), iş arama izninden söz edilemez. Bu nedenle iş arama izni hesaplaması, öncelikle işçinin kıdemine göre doğru ihbar süresinin belirlenmesine bağlıdır.
Örnek Hesaplama
3 yıldan fazla kıdemi bulunan bir işçi için ihbar süresi 8 hafta (yaklaşık 40 iş günü) olarak uygulanır. Bu işçiye tanınacak toplam iş arama izni:
40 iş günü × 2 saat = 80 saat
olarak hesaplanır. İşçi bu 80 saati, ihbar süresi boyunca günde 2'şer saat kullanabileceği gibi, biriktirip ihbar süresinin son 10 iş gününde tam gün (8 saat) izin olarak da kullanabilir.
İşverenler İçin Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar
- İş arama izninin verilmediğine dair bir uyuşmazlık çıkması halinde ispat yükü genellikle işverene ait olduğundan, izin kullanımının yazılı olarak belgelenmesi önemlidir.
- İzin taleplerinin işçi tarafından belirlenen saatlerde karşılanması, olası bir haklı fesih veya tazminat talebinin önüne geçer.
- Bordro ve puantaj kayıtlarında iş arama izni saatlerinin ayrı bir kalem olarak izlenmesi, ileride doğabilecek uyuşmazlıklarda işveren lehine güçlü bir delil oluşturur.
Sonuç
İş arama izni, ihbar süresi boyunca işini kaybetmek üzere olan işçinin yeni bir istihdam bulabilmesini güvence altına alan, İş Kanunu'nun 27. maddesiyle düzenlenmiş önemli bir haktır. Günlük en az 2 saat olarak uygulanan bu izin, işçinin tercihine göre kullanılır, biriktirilebilir ve tam ücretli olarak değerlendirilir. Bu iznin kullandırılmaması durumunda işverenin, karşılık gelen ücreti yüzde yüz zamlı olarak ödemesi gerektiği unutulmamalıdır. Hem işçilerin haklarını bilmesi hem de işverenlerin bu yükümlülüğü doğru şekilde yerine getirmesi, fesih sürecinin hukuka uygun ve uyuşmazlıksız tamamlanmasını sağlar.

